19 Nisan 2010 Pazartesi

Yalnız kaldığını düşündürmek istiyenler senden daha yalnızlar,Arkandan kuyunu kazanlar onları bırak bir gün başkasıda onların kuyusunu kazar.

Bir gün uyandığında yanında etrafında hiç kimseyi görmediğin bulamadığın oldumu hiç?Ya etrafına baktığında herkesin senden uzaklaştığını yapayalnız ortada kaldığını düşündün mü?Peki en sevdiğin insanların arkandan iş çevirip seni sensizliğinle bile bırakmadıklarını onu bile kıskançlıkları düşüncesizlikleri ile öldürdüklerini ve defalarca kendimizi neden diye sorguladığın damı olmadımı?İyi düşünelim :)
Mutlaka herkes hayatının bir döneminde bu düşünceleri hissetmiş veya yaşamıştır.İnsanoğlu kıskanç,egoist,karşılık bekleyen,kendini düşünen bencil varlıklardır.İçlerinden çok azı bu duyguları yaşayarak aşmıştır.Aşamayanlar ise devamlı aynı olayları yaşayıp hala aynı dersi öğrenmeye ve her defasında da bundan bir sonuç çıkaramadıkları için bu kısır döngünün içinde boğulup gitmiş en sonunda da yaşadıklarını kabullenip susup oturmuşlardır.Kimse ama hiç kimse suçu önce kendinde aramayı düşünmez.Karşı tarafı suçlamak her zaman daha kolay ve gönül rahatlatıcıdır.Herkes kolayı seçer ve bu seçime kendini inandırıp hayatını öyle yaşamaya devam eder.Fakat unuttuğumuz tek şey kimse bu hayatta yalnız kalmaz.Kalamaz yalnızlık Allah'a mahsustur.Aynı duyguları,düşünceleri,hisleri yaşıyanlar birgün mutlaka bir yerde buluşur.Belki sanal belki gerçek ve hep birbirlerine destek olur belki manevi belki hissi belki maddi ama yanyana omuz omuza olur.
İşte blog dünyasıda bunlara en güzel örneklerden diyebiliriz.Farklı yaşantılardaki farklı hayatlar yaşıyanlar ortak bi çatı altında birbirlerini bulmaya karar vermişler.Hayatlarında bir değişiklik bir farklılık yaratma yolunda bu işlere gönül vermişler.Kimileri çok güzel yemek yapıyor,kimileri el marifeti beceresi,bazıları hem yemek hem el işi bir grup da hayatını anılarını yazıyor kimiside o anıları fotoğraflara döküyor.Ama düşünceler ortak sevgi anlayış birlik beraberlik paylaşım ve bu duygular çıkarsız hesapsız diye düşünüyordum.Daha çok yeni olmama rağmen gördümki blog dünyasıda kirlenmiş.Gruplara ayrılmış,kıskançlıklar başlamış.Yazık mı olmuş?Bence olmamış.Herkes kimliğini açığa çıkarmış rengini belli etmiş.Kişiler yanlızmı kalmış.Tabiiki kalmamış.Sonuçda herkes kendi karakterine,duygularına ve düşüncelerine yakın olanlarla bir araya gelmiş.Demekki yalnız kaldım duygusuna kapılmak yanlış bir hismiş.Bir gün o gruplaşmada kendi içinde gruplaşmaya gidicek ve gene kimse yanlız kalmaycak.
O zaman kimse üzülmesin yalnızım,dışlandım,arkamdan vuruldum diye her yerde kişilerin düşüncelerine uyan insanlar var.O zaman hayat devam ediyor demekdir...Bırakın siyah gri ile arkadaş olsun beyaz sarı ile aydınlığın içinede karanlık girmesin :))

6 Nisan 2010 Salı

Minik zebra balığının başına gelenler... :)





Benim için hala bebek ve oyun oynamak istiyor ama ben bir türlü enerjisine yetişemiyorum. Zatende ben onunla oyun oynamak değil onu yakalayıp bir güzel mıncıklamak istiyorum ama oğluş buna bir türlü müsade etmiyor.Bir akşam işden geldim ve yemek hazırlamak için doğru mutfağa gittim.Malum babacık gelicek ve ona mama yapmak lazım.Patişde peşimden geldi.Oyun oynamak için sürekli ya bacağıma saldırıyor yada paçamı çekiştiriyor. Bende gözümle ona atabiliceğim ve onunda oyun oynuyabiliceği ne var diye etrafıma bakınıyorum.En sonunda buzdolabımın kapağındaki peluş balık magnetlerden birini atmaya karar verdim.Ve zebra balığımı oğluşuma kurban ettim.Önce şaşkın şaşkın baktı.Daha sonra kendinin bir kedi onunda bir balık olduğunu anlayınca patileri ile vurmaya sonra itmeye başladı.Artık onun peşinde koşturup duruyordu.Çok uzaklaşırsa yada gözümün önünden kaybolursa bu seferde balığını ağzıyla alıp tekrar göz önünde bir yere koyup yeniden oynamaya başlıyordu.Bebek olduğu içinde zaten çok hareketliydi.Bizim yattığımız saatler o evin içinde patır kütür minik zebra balıkcığının peşinden koşup duruyordu.Babası çok kızsada ben hiç dayanamıyordum.O balığı o kadar sevmiştiki mama yerken yanına, su içerken mama kabına gözünün önüne koyardıki annesi gelip onu kaldırmasın diye.Hatta bazen o kadar hararetli oynuyorduki kanepenin altına atardı bi bakmıssın o kocaman göbişinin ite ite zar zor girer kanepenin altına çıkartırdı.Daha ince bi yere girdiyse gelir yanıma "miyiv-mıyıv" der döner gider.ilgilenmezsem ikincide gene "miyiiiivvv-miiyyiiivvv" der döner gider.Üçüncü böyle dördüncü böyle olunca bende dayanamam giderim peşinden bakarım bu eğilmiş bişeyin altına bakıo yada tek patiyi uzatıp çıkarmaya çalışıyo gene olmuyo.Oğlum altına bişeymi kaçtı diyince bi daha bakıyo neyse derken çıkartıyorum komdinin altından sonra deli gibi gene başlıyo balığı kovalamaya.Bir akşam yatıcaz artık ben balığı arıyorum,saklıycamki gece gürültü yapmasın diye.Arıyorum her yere bakıyorum ama bir türlü bulamıyorum.Bide daha garibi oda benimle birlikde arıyor balığını her yere bakıyoruz ama bir türlü bulamıyoruz.Artık umudu kesip yatmaya giderken.Banyoya uğruyorum.Ve dişlerimi fırçalarken kum kabında bi karaltı gözüme takılıyor.Ne? mi dersiniz.Tabiki bizim zebra balık anne almasın diye en güvenli yere tuvalet kabına gömmüş.. İşte böylede alemdir benim oğluşum daha ne anılarımız var.Ve merak ediyorsanız söylim o balık hala sağlam ve hala onunla oynamaya bayılıyor.....

2 Nisan 2010 Cuma

Yeni annemi kabulleniş




İlk bahar günü büyük sancılarla kuytu bir köşede gözlerimi dünyaya açtım.Hiç birşey göremiyordum ama annemin sıcaklığını hissedebiliyordum.Annem kimseyi yanıma yaklaştırmıyordu.Benim dışımda 3 kardeşim daha oldu.Zaman geçtikce herşeyi daha net görebiliyordum,sürünmekden yürümeye başlamamıştım.Her haftasonu bana bakmaya beni görmeye gelen biri vardı.4 kardeşden sadece bana takılmıştı gözleri,annem iyice sıkılmış bir an önce uzaklaşıp gitmek istiyordu,zaten annemle aramızda 8-9 ay vardı sanırım.Haftalar sonra o her haftasonu bana bakmaya gelen kadın beni sevgi ile usulca kollarına aldı.Bense anneme beni bırakma diye bağırıp kardeşlerimle oynamak istiyordum.Ama nerden bile bilirdimki yeni annemin o olucağını.
O gün beni önce beyaz önlüklü adamların yanına götürdü.Ateşimi ölçtüler,iğne yaptılar bana çok ağlamıştım ve sürekli yeni annemin gıdığına saklanıyordum,iyice korkmuştum.Orda işimiz bittikden sonra beni eve getirdi.Herşeyimi önceden hazırlamıştı.
O gün ilk defa su ile tanıştım.Çok ağladım ama genede beni sevgi ile yıkadı,kuruladı,kuruttu,tüylerimi taradı ve göğüsünde uyuttu.O kadar mutluydumki bütün sakinlik benim fokurdama sesimle bozuluyordu.Bir ara kendime geldim ve artık bulunduğum ortamı keşfetmem gerekiyordu.Her yeri titrek ürkek bir şekilde kokladım.Galiba artık burda kalıcaktım.Herşey çok büyüktü yada ben çok küçüktüm.Akşam üstü yeni annem beni kucakladı.Boynuma kocaman bir kurdale taktı.Ve bana dediki ben sana aşığım lütfen sevimli gözük baba seni kabul etsin dediğinde yüksek sesle kapı çaldı.Ben yeni annemin kucağında şaşkın şaşkın bakarken içeri bir adam girdi.Sanırım bu benim babamdı.Anneme ben sana daha sonra kedi alıcaz demedimmi diyordu.Yeni annemin dedikleri aklıma geldi ve "miyiv-mıyıv" diye cılız sesimle bağırdım.Beni duydu kocaman elleri vardı.Beni kucağına alıp madem geldin artık burda kalıcaksın dedi.Zaten sevimliliğime dayanamıycağını biliordum.Ama ben kardeşlerimin ve annemin yanına gitmek istiyordum.Her gün ayrı bir yaramazlık yapıyordum.Ama yeni annem bana hiç kızmıyordu.Bir gece yanlarına aldılar beni bende tuvalet kabım yerine onların yorganına çişimi yaptım,sonrada kaçtım.Önce babam fark etti yeni anneme kızdı.Ama yeni annem o daha bebek olur böle şeyler dedi temizlemeye veririz halolur dedi ve beni korudu.Tabii o gece her yer çiş olunda ben gene yıkandım beni yıkarken yeni annem beni öpüyordu.Onu o zaman kabullendim.Ve bir dahada çişimi asla yatağa yapmadım..... :))Annecim seni çok seviorum...