31 Aralık 2012 Pazartesi

Yılın Son Hediyesi KOSKA'dan. Sağlıklı bir yıla başlamam için :)

Biraz önce kapı çaldı ve bir adam bana bir kutu getirdi. Şaşırdım ve heyecanlandım. Kutuyu açınca KOSKA 'nın bana yeni yıl hediyeleri ile karşılaştım. İnanın çok mutlu oldum.Birinin seni düşünmesi, hediye göndermesi kadar güzeli yok bu hayatta. KOSKA'da  beni düşünmüş. Hem sağlıklı hemde karışımların en güzeli, süper ikili tahin pekmezini ve güzel hediyelerini bana yolladığı için çok teşekkür ederim. Bende onları kırmamak adına ofisimde resimlerini çekip bu güzel ürünleri sizlerle paylaşmak istedim. Asıl yeni yıl sabahı tahin pekmez karışımını dener denemez bu konuda da bilgi vereceğim. Tüm KOSKA ailesinin yeni yılını kutlar, gönderdikleri güzel hediye ve ürünler için teşekkür ederim....

Her son yeni bir başlangıcın habercisi.... MUTLU YILLAR...

Bu gördüğünüz bizim yılbaşı ağacımız. Bütün hazırlıklar tamam sayılır. Bu gece 13 kişilik belkide 15 kişilik bilemedin 20 kişilik bir grup ile kıyafet partili bir yılbaşı eğlencesi ile evde girmeye karar verdik. Hazırlıklara başladık ve dün itibari ile bütün hazırlıklar tamam. Bu gece heyecanla herkes ne olacak onun merakı içindeyiz. Ama size Pati Beyden  ufak bir tüyo... :) Gerisi partiden sonraya...

28 Aralık 2012 Cuma

Denizden babam çıksa yemem diyenlere babasını bile yedirtecek mekan FOÇA BALIK

2012 senesinin son yemek tadım etkinliğini 22.12.2012 tarihinde Ataşehir Foça Balık Restaurant'ında gerçekleştirdik. Aslında lezzetiyle, manzarasıyla, sunumuyla, kalitesiyle ve deniz ürünlerinin lezzetine lezzet katan  Küçükyalı Foça Balık 2. şubesini Ataşehir'de açmış. Ataşehir Foça Balık'ın İşletme Müdürü Burçin Önay ve Sevgili Yemek Bloggerı arkadaşım Senem ile bir etkinlik düzenleyip bizleri de davet etmişler. Bu güzel davet için tekrar teşekkürler. 

Pati ile kitap keyfi...

Aralık ayında bir arkadaşımın tavsiyesi ile E L James'in "Grinin Elli Tonu" kitabına başladım ve bitirdim.650 sayfalık bir kitap ve okuması 3-4 gün alıyor.Edebi açıdan bakılacak olursa edebi bir durumu yok. İçinde aşk, erotizm, tutku, seks, bastırılmış duygular,mazoşistlik,sadistlik,sapkın istekler, zevk, sevgisizlik, içsel terk ediliş ve tüm duyguların yeniden öğrenilmesi var. Okurken keyif almadım dersem yalan olur. Diğer okuduğum kitaplardan farklı ama sürükleyici bir roman. Zaten roman seri halinde "I-) Grinin Elli Tonu, II-) Karanlığın Elli Tonu, III-) Özgürlüğün Elli Tonu " şeklinde devam ediyor...

26 Aralık 2012 Çarşamba

Pati Bey'den mini defile..

Sen bloğuna dönüş yaptın da peki oğlun nerede diye soranlar bir mini defile :)) İşte pati beyden seçmeler :))

Upuzun bir aradan sonra geri geldim.Hemde Çikolatalı Kek ile

 İşte uzun bir aradan sonra geri geldim. Ekim ilk haftası 1 haftalığına izne çıktım. Çıkış o çıkış... Herşey de izin verdim kendime, şimdide toparlayamıyorum. Yazacak o kadar çok şey birikti ki bir yerden başlamak lazım dedim. Ve iste o gün bugündür deyip  başladım kaldığım yerden yazmaya :)

14 Eylül 2012 Cuma

Cumartesi = 2 Doğum günü, 120 m2 eve taşınma temizliği ve 1 gramda eğlence...

Sabah 00:00 de başlayan bir cumartesi sabahı, 23:59 da biter... Koskoca 24 saat nasıl geçer ve içine neler sığdırılır :)

Saat 00:00 den yaklaşık 04:30'a kadar minik poğaçalar içi; malzemeleri karıştır, yoğur, mayala, dinlendir, terkar yoğur tepsiye koy,dinlendir. Arada kurabiye canavarı cupcakelerinin malzemelerini hazırla çırp karıştır. Derken ver bunları fırına önce o  pişsin sonra diğeri derken bu saati bulduk tabi...

7 Eylül 2012 Cuma

Pati ile Bana EKER SÜT ÜRÜNLERİNDEN yeni hediyeler geldi :))

Cumaları çok seviyorum.. Hem haftanın son günü, hemde bir sürpriz olacak ise bu hep cuma gününe denk geldiği için olabilir. Bugün beni  Eker Süt Ürünleri Gıda San. ve Ticaret A.Ş.' den aradılar. Bizlere gönderecekleri paketler için adres teyidi almak ve et göndermek adına adres teyidi almak ve paket teslimi için. Açıkçası heyecanlanmadım dersem yalan olur. Ve biraz önce kapı çaldı. Firmanın İstanbul Bölgesi çalışanlarından Ahmet Bey kolileri teslim etti. Evet kolileri diyorum. Çünkü bir benim, biri blogdayaparımkariyerdenin ve diğeri de Nilgün Komar'ın. Tabii heyecanla kendi paketimi açtım. 

Gurme Pati'den Lezzetler 2: "FISTIKLI MUHALLEBİ"

Bilmem bilirimisiniz? Koşuyolu; Ceviz Ağacı  diye bir mekan vardır. Pastane-Cafe-Restaurant diyebiliriz. Açıkçası mekanda hepsi var. Yemekleri enfes 3 peynirli bonfilesi,makarnaları,köy üsulü tavuğu,fajitası..... Tatlıları daha muhteşem rulo pastalar, fıstıklı-damla sakızlı muhallebisi,tiramisusu, profiterol ceviz ağacına özel pastaları....

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Annem nerede ben orada ...


Hafta sonlarını çok seviyorum. Çünkü hafta başı annem gene işe gitmeye başlıyor ve ben evde yalnız başıma kalıyorum. Bebekliğimden beri yalnız kalmama rağmen bir türlü alışamadım şu yalnızlığa, evde tek başına oturmaya, yalnız başıma oyun oynamaya, mama yemeye. Ama annem oldu mu? Gözlerimi açtığımda bana sevgi ile bakan iki göz görüyorum, yada bir anda üstüme yatıp sarılan kocaman patileri ile uyanıyorum veya ben annem uyansın diye üstüne çıkıp iki patimle onu masaj yapıyorum, en sinir bozucu sesimle miyavlıyorum, kum kabımı inşaat temel, açarcasına kazıyorum. Eğer hiç biri olmazsa annemin burnunu minicik ısırıyorum.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Anneme artık odamda uyuyacağım dedim....


Ben artık büyüdüm, kocaman bir kedi oldum ve artık kendi odamda yatmaya başladım. Aslında annem bu odanın Nilgün Teyzeme ait olduğunu söylüyor. Teyzem de her geldiğinde bu odada yatıyor ve ben hep kapının önünde ağlıyorum yada kapının altından teyzeme bakıyorum...

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Peki siz nasılsınız ?? İyi mi? Kötü ?

Siz hiç derin bir yalnızlık yaşadınız mı?? Ya terk edilmişlik?? Ya önemsenmeme?? Ya büyük bir mutsuzluk?? Ya herkesin gözünde birşeyleri başarmama olgusu?? Tam toparlandım derken yeniden yeniden aynı şeyleri yaşamak??  Dayanılmaz bir çaresizlik, güçsüzlük?? Büyük bir depresyon?? Belki alıp başını gitme isteği belki şuradan kendimi atacağım artık dayanamıyorum hissine hiç kapılmadınız mı??

19 Ağustos 2012 Pazar

Nerede oo eski bayramlar...

Gözlerimiz camda sevdiklerimiz uzakta.....

Nerede o eski bayramlar nerede... Hanio kırmızı rugan ayakkabılar, fistolu çoraplar, yeni kıyafetlerin olduğu, babaların sabah namazına gidip annelerin erkenden kahvaltı hazırladığı, erken kalkılıp hazırlanıp el öpmelerine gidildiği, büyüklerimizin mendil yada harçlık verdiği, ceplerimize çukulata doldurup bir o kadarda yediğimiz o bayramlar nerde... Hepsi çok eskilerde kaldı. Şimdi herkes tatil derdinde, bayramın hafta içine geldiğini öğrenen hafta sonları ile bağlayıp tatile kaçıyor. İşte bu bayramda öyle oldu. Ama yinede herkes uzakta olsada eski bayramların tadı olmasada herkese iyi bayramlar...

Benimde tüm sevdiklerimı başa sona,sonu başa bağladı ve tatile gitti. Eeee birilerininde İstanbul'u beklemesi gerekiyor. İste o ben ve oğlum... Ve şu anki hislerimizide en iyi bu şiir anlatıyor sanırım...

17 Ağustos 2012 Cuma

Pati Beyin içine insanmı kaçmış??? Neee.... :S


Ahhh Pati Bey ahhhh. Bazen senin bir kedi değilde insan olduğundan şüpheleniyorum. Çünkü benim bildiğim kediler kıvrılır kuyruklarını altına alır ve öyle uyur. Ama senin başın bi yerde totişin bir yerde... Böle uyumak olmaz.

10 Ağustos 2012 Cuma

Herkes bu tatlıyı konuşuyor... "EKER GÜLSULU SU MUHALLEBİSİ"

  Eker Süt Ürünleri A.Ş. boş durmamış ve 11 Ayın Sultanı Ramazan ayına özel bir tatlı üretmiş. Hürrem’in çok sevdiği ve sık sık sipariş vererek,  Saray aşçılarına hazır ettirdiği Gülsulu Su Muhallebisi’ni bizler kendimizi sultanlar gibi hissedelim diye hazırlamış. Çokta güzel yapmış.Yiyenin tadı damağında kalmış. O kadar lezzetli olmuş ki bir yiyen bir daha bulamamış. Bize Sultanlar gibi hissettiren EKER Süt Ürünleri A.Ş.' ye çok teşekkürler...
                 EKER Süt Ürünleri A.Ş. ; Süt ve süt ürünleri konusunda 35 yıldır tüketicilerini kalite ve tazelikle buluşturan Eker Gıda,  sofralara yeni tatlar kazandırmaya devam ediyor.  5 yıldır sütlü tatlı üreten Eker, Osmanlı mutfağından günümüze ulaşan ve hafifliği nedeniyle yaz tatlısı olarak da bilinen su muhallebisini, gül suyunun ferahlatıcı etkisi ile buluşturdu.
                 Ramazan’da duyulan tatlı ihtiyacını, ağır şerbetli tatlılar yerine hafif bir şekilde gidermeyi amaçlayan gül sulu su muhallebisi, tatlı severlere damak zevkinden ödün vermeden sağlıklı bir lezzet sunuyor.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Şimdi Birazda Sen Özle Beni İstanbul...

Hey İstanbul.....
Haberin var mı?
Dün akşam ben senden gittim....
Topladım çantamı,çektim kapımı...
Ve gittim..
İşte bu kadar basit oldu..
Giderken yanıma mutsuzluğumu,ümitsizliğimi,hüzünlerimi,sıkıntılarımı da aldım.
Küçücük çantama büyük duygular sıkıştırdım...
Bu kadar zamanda
Ne kadar çok şey yaşattın bana....
İşte gittim senden...

25 Temmuz 2012 Çarşamba

PATİGUARD: Eve izinsiz giren erkek sineğin sonu....

Bizim eve erkek sinek bile giremiyor.Çünkü benim bir patiguardım var.
Girse de girdiğine pişman oluyor. İşte kanıtı ;



Önce avını izliyor ve hareketlerini takip ediyor.


24 Temmuz 2012 Salı

Tatil öncesi HERBALİFE etkinliği...



4 Temmuz akşamı Herbalife ile neşeli ve lezzetli bir akşam geçirmiştik; fakat ben cuma günü tatile çıktığım için bu yayını ancak yapabiliyorum. EKS mutfak'da biraraya geldiğimiz sevgili arkadaşlarımız ile ve değerli şeflerimizin öncülüğünde Herbalife'li tarifler hazırlayacaktık. Önce bahçedeki büyük masa etrafında toplandık, çok sıcak olduğu için birbirinden farklı Herbalife içiceklerimizi içtik. Ben en çok aloe vera olana bayıldım. İçinde yeşil elma, limon ve nane ile servis yapınca gerçekten içtikçe içesi geliyor. Daha sonra mutfağa geçtik ve başladık. Herbalifelı tarifleri yapmaya. Açıkcası çalışan bir bayan olarak oldukça pratik ve farklı şeyler var.Ayrıca ister tavuk, balık, et, sebze ile, ister kek, ekmek, kurabiye, çorba, tatlı her şekilde uygulamasını rahat ve pratik bir şekilde yapabiliyorsun. Biz yaptık hepside çok lezzetli oldu tabii sonrada bunları oturduk bir güzel yedik. Bizimkisi kocaman neşeli ve leziz bir sofraydı ve yaptığımız yemeklerimizin hepsi birbirinden iyiydi.. Bu güzel etkinlikte emeği geçen herkese çok teşekkür ederim..

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Bodrum'dan bir Pati Geçti....

Bir patiniz varsa eğer; yaz tatillerinde onu bırakacakta hiç kimseniz yok demektir. Patinizi eve geldiği andan itibaren siz artık onunla tek yürek ve tek beden olmak zorundasınızdır.  İlk başlarda bu kolaydır çünkü en ufak ve en sevimli hallerinde siz zaten onu yalnız bırakmak istemezsiniz. Akşam saatleri zor olur hemen eve gitmek onunla oyun oynamak, ilgilenmek için saatleri hatta dakikaları bile sayarsınız. Kış aylarında buz gibi yatakta onlar yanınıza gelir ve yatak birden ısınır.Yaz aylarında ise kara kara düşünmeye başlarsınız. Tatile gidicem ve patime kim bakacak diye etrafta kimse olmaz,olanda bakmak istemez,kimiside bakim der ama 50 tane laf söyler.Sonra başlarız kara kara düşünmeye pati otellerine bırakmaya gönlümüz razı olmaz,tatil köyleri evcil hayvan almaz,alan olursa dışarıda dursun der,uçaklar 6 kilodan fazla olunca uçağın içine almaz kargoda yolculuk yaptırır,otobüs firmaları zaten istemiyor.İşin açıkcası bir patiniz varsa aslında bir sürüde derdiniz vardır. Ama hiç bir dert çözümsüz değildir. Yeter ki çözmek isteyelim ve patilerimizi sokağa atmayalım.

20 Temmuz 2012 Cuma

Nerden Başlasam Nasıl Anlatsam Pati ile Bodrum Bodrum...

İşte gidiyorum.. Bir şey demeden.. Arkamı dönmeden.. Şikayet etmeden.. Hiçbir şey almadan.. Bir şey vermeden.. Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum.. Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde... Kazım Koyuncu böyle demiş ama benim ki maalesef böyle olmadı. İşte gitme vakti gelmişti.Herkese bir açıklama yaparak, arkama baka baka, döneceğim için şikayet ede ede, 2 çanta 1 sırt çantası alarak, herkese gideceğimi haber vererek, yol ayrımlarının nerede olduğunu görerek, biraz küs biraz kırgın ve döneceğimi bile bile gidiyorum İstanbul'dan.... 

3 Temmuz 2012 Salı

ACTIVAR Güneşten korkmaya ne gerek var....

Haziran ayını sonunda  Senemcim  gene bizide unutmamış ACTİVAR (AC-11) yeni nesil onarıcı cilt bakım serisinin etkinliğe davet etmişti. Heyecanla bu etkinliğe katılmak istedim.Çünkü yaklaşık 3-4 senedir güneş lekelerim ile yaz-kış artmasınlar diye uğraşmak zorundayım. Yaz ayını ve güneşi çok seven,kedi gibi bir insan olmama rağmen yazın yüksek korumalı (80+) güneş kremi olmadan, kışın ise sabah akşam leke kremi+ güneş kremi (30+) olmadan dışarı çıkamıyorum. Ola ki yanlışlıkla biraz fazla kalim güneşte yada  kremimi sürmeyi unutim hemen yüzümde belli bölgelerde kararmalar, dalgalanmalar oluyordu. 

5 Haziran 2012 Salı

Bölüm 4: Yataşşşla uyku zamanı....

Tadilata ilk başladığı zamanı ve tadilat bitip yerleşmeye çalıştığım günden bugüne 9 ay geçti. Bu geçen süre içinde evin bir kısmı eşyalarla şeklini alırken diğer kısmı zamanın bekliyordu. İşte zamanını bekliyen odalardan biride yatak odasıydı. Yatak odasını yer yatağı,patinin yatağı ve çamaşırlık 3'lüsü ile tamamlamıştım. En azından eşyalar karışık olmasın oda gibi gözüksün mantığıyla düşünüp,odanın kapısından baktığımda da gözümü yormayan bir görüntü ile bu durumdan keyif aldığım bile söylenebilir. Aradan geçen 9 ay boyunca bazen bu yer yatağında, bazende büyük bir keyifle salondaki açılan koltukda televizyon karşısında uyuyarak vakit geçirdim.

4 Haziran 2012 Pazartesi

Gurme Pati'den Lezzetler 1: Purina Gourmet Gold serisi

Bizim evde oğlum mama diyince akan sular,dışarda uçan kuşlar,havadaki sinekler, kovalanan oyuncaklar, yapılan huysuzluklar,yaramazlıklarkı kısacası herşey bir anda duruyor. Hele ki bu olay ıslak mama ile ilgiliyse aman Allahım. o mama kutusu koklanıp açılıpta tabağa koyulana kadar yapılmayan sevimlilik,sımarıklık kalmıyor.

3 Haziran 2012 Pazar

Döner Yemeden Yapamam Diyorsanız Dönerci Ali Usta

Sanırım 1 yada 2 hafta önceydi sağ olsun Senem düşünmüş,aklına bizde gelmişiz bana,Duygu'ya ve Nilgün'ne mail atmış.Bloggerlar olarak Dönerci Ali Usta'nın yerine gideceğiz gelmek istermisiniz diye.Bizde hiç tereddüt etmeden geliriz dedik.Böyle bir etkinliğe ilk defa katılacaktık. Hemde oğlum olmadan :( Muhtemelen onu götürseydim bize kalmazdı, o yüzden ona oğlum ben sana mama almaya gidiyorum diye kandırıp, 2 Haziran saat 13:30'daki buluşma için bindik arabaya düştük yollara,gülsuyu köprüsünden girip oradan yan yola geçmemiz gerekirken biz bir sonraki sapaktan gidip Maltepe Carrefour'un hemen yanından yan yola bağlandık 2.Soldan aşağı dönünce sanırım 50-100 metre solda 4 katlı son derece şık bir binanı önünde durduk. İlk defa burada böyle bir yer olduğunu fark ettim. İçerisi son derece sade, şık ve temiz. Kapıda şef garsonlar sizi karşılayıp oturacağınız yeri gösteriyorlar, buda insana kendini önemli, değerli hissettiriyor.  

1 Haziran 2012 Cuma

Fıstık ve Pati Lezzet Dergisi ile Mutfakta (4)

                                                                       Pazar günleri evde olmak beni nedense bir başka sıkıyor. Gene böyle bir pazar evden çıkmamışım. Orayı topla burayı topla derken akşamı etmişim.Akşam saat 8:00 yada 8:30 gibi bir çay keyfi yapasım gelmiş.Çayın suyunu koymuşum kaynarken ay keşke yanında da bir açma,poğaça olsun demiş, anında düşünüp bu saatte hangi pastanede taze açma,poğaça bulurum en iyisi kendim yapayım deyip o gün kararımı  vermiştim.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Her Genç Kızın Hayali Evlilik.....

 Oğlumu evde yalnız bırakıp 3 kız  Kırklareli yollarına düştük.Çünkü çok sevdiğimiz karamut çalısını evlendirmek için.Zaten 1 senedir bugünün gelmesini bekliyorduk.Çiğdem heyecanlı biz ondan daha heyecanlıydık. Sabah erkenden kalktık. Kahvaltıdan sonra kuaföre aldık soluğu. Heyecanla oturdu makyaj masasının önüne ne yapacağını nasıl olacağını daha başlamadan merak ediyordu. Makyajında ekru ile hafif bir yeşil kullanmak istedi. Makyözü gece sahne makyajı yapınca önce morali bozuldu fakat sonra toparladık olayı mecbur birinin müdahale etmesi lazım diki o ben oldu. İyice hafiflettik makyajı doğrusuda zaten bence bu olmalı.Gelinlik zaten saflığın,temizliğin,masumiyetin simgesi koyu bir makyajla bunu ortadan kaldırmaya hiç gerek yok. Bu konu hal olduktan sonra saç yapımına başlandı. Şaşkın ve meraklı bir şekilde aynadan kuaförünü seyrediyor bizim kız.Nasıl olacağının merakı içinde. Kuaförü her tokasını takışından sonra içi rahatlayıp yüzü gülüyor.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Benim ne zaman terliğim olacak??

Bizim evde büyük bir portmanto var. İçinde de çifter çifter, renk renk, model model terlikler. Annem her misafir geldiğinde o büyük kapakları açar ve çift olan terlikleri gelenlerin ayağına uzatır. Ben ise biri otursa da otururken terliklerini çıkarsa bende üstüne gidip yatsam,yada benimde ayaklarım üşüyor bir kerede ben giysem diye bakar dururdum. Bir gün annemin karşısına geçtim,oturdum ve derdimi anlatmaya başladım. Artık bu terlik kovalamacasına son verecektim. "- Anne benim neden terliklerim yok? senin bile var. Benimde ayaklarım üşüyor bu yüzden banada terlik alalımı diye sordum?"  Annem şaşkın şaşkın yüzüme bakıp," - oğlum bizde hep bayan terliği var,bir tane erkek terliği var oda sana büyük gelir dedi."  Çok şaşırmıştım. Çünkü ben artık 4 yaşına basmıştım ve kocaman ayaklarım vardı.Ayrıca tüylerim kesildiği içinde ayaklarım üşüyordu. Annemin bu hareketi hiç hoşuma gitmemişti. Madem o terliklerin bana büyük geleceğini biliyordu neden ufağını almamıştı bugüne kadar diye düşündüm. O sırada annem üzülmüş olacak ki.Kocaman portmantonun kapaklarını açıp bana kocaman 1 çift erkek terliği çıkardı. Demek ki haklıyım diye düşündüm.Artık benimde terliklerim olacak ve benimde ayaklarım sıcak duracaktı. Anneme sevgiyle baktım sonuçta beni anlamış ve gerekeni yapmıştı. Hiç vakit kaybetmeden  ayaklarıma giydim.Fakat o da neydi!!! arka ayaklarım dışarıda kalmıştı. İstesem onlarıda sığdırırdım ama ne gerek vardı. Annem bunu görünce dayanamayıp nasıl olsa bana 2 çiftli terlik alacaktır..
Ayaklarım ısındıkça beni bir uyku bastı bir uyku bastı ki esnemeye başladım. Tam o sırada kapı çaldı.Ben gözümü açtım,annem  ise kapıyı ve gelene hoş geldin dedi. Banada hadi kalk bakalım.Bak kim geldi dedi? Ters ters baktım. Ne kadar makkooww,miyuww,maaooww  desemde beni kucağına alarak canım terliklerden uzaklaştırdı. O an anladım ki terlikler benim değil ve bu gördüğüm kocaman bir rüyaydı....   


15 Mayıs 2012 Salı

En yumuşak kucak,en güzel koku hep annenindir.Bunu bütün çocuklar bilir...

         Anne olmak gerçek bir sanattır. Sonsuz bir sabırla eserini yaratır anneler bazen eser kötü olur bazen güzel.Ama o her şekilde emek verir eserine ruhunu katar,sevgisi ile yoğurur,özenle seyreder uzaktan zamanı gelince. Bazen ben ne yaptım diye üzülür bazende iyiki diye sevinir fakat hiç bir zaman bundan yakınmaz. Pişman dahi olsa,eserinden vazgeçmiş bile olsa.Yine sorsanız yine anne olmayı seçer. Çünkü gerçek bir sanatçıdır ve sanatından asla vazgeçmez. Bütün bebekler bilirler annelerinin kokusunu tıpkı bütün annelerin bebeklerinin kokusunu bildiği gibi. En rahat yer annenin yanıdır.

Annemizin kollarıdır.Dertlerimizi,kederimizi, sıkıntılarımızı unutuğumuz, herşeyin daha iyi olucağını hissettiğimiz,düştüğümüzde birinin bizi tututacığını anladığımız yer  o kanatların altında geçirdiğimiz zamandır. Onlara sarılıp kokularını içine çektiğimiz zaman iyi ki varlardır. Böyle zamanlarda daha çok anlarız varlıklarının içimizde nasıl bir mutluluğa sebep olduğunu. Bizi karşılıksız seven,koruyan,bizim için üzülen,sevinen,iyi olmamız için elinden geleni yapan tek kadındır aslında. İllaki doğurmakmı lazımdır anne olmak için. Bence doğurmak anne demek değildir aslında.  
Çünkü doğurmak anne demek olsaydı bügün sokaklara terk edilen hiç bir bebek, çocuk olmazdı. Demek ki anne olmak çok daha başka bir olgu ve tarifi zor bir duygu bu annelik.






                                                                    
.Bende bir kedi annesiyim mesela. Evet kedi ama ne fark ederki. İllaki insanların annesi olmaz.benim oğlum 11 Nisan 2009 günü doğdu.Küçücük,tüysüz,güzel bir fare gibiydi. Annesi yaklaşık 6 hafta baktı. Sonra onu bırakıp hayatına devam etmeye gitti. İlk gördüğüm andan beri bu benim oğlum diyordum ve 28 Mayıs 2009 da yeni evine geldi.O gün bana minicik patileri sarıldı,başını boynum ile omzumun arasına koyup orda güvenle uyudu. O kadar minik, o kadar savunmasızdıki bana ihtiyacı olduğunu düşündüm.Beni sevmesini beklemiyordum. Çünkü kediler hakkında duyduğum tek şey nankör olduklarıydı. Ben oğlumu karşılık beklemeden sevdim, ilgilendim, yıkadım, mamasını verdim, bazen sabahın 5 inde kalktım onunla oyun oynadım, aşıdan sonra nazlı bir bebek gibi koynumda uyuttum.O zaman anladım. İnsan yada hayvan herkesin bir anneye ihtiyacı var. ve ben onun gerçekten annesiyim. Bir tek bana nazlanıyor,bir tek benden mama istiyor,benim tuvalette onu beklememi istiyor,geceleri benimle uyumak,sabahları beni uyandırmak istiyor.  

Ve bütün bunların sonundada koynumda sarılıp uyumak istiyor. Annelik gerçekten zor bir sanat. İyi ki annelerimiz var ve biz şanslı olanlardanız. Bu yüzdende Teşekkürler  Çuku Teyzem hayatından vazgeçip benimle ilgilendiğin ve her zaman yanımda olduğun beni büyüttüğün için. Teşekkürler Annecim beni doğurduğun ve her zaman yanımda olduğun için, Ve Teşekkürler oğlum... benim oğlum olduğun için.      
                                           Bütün annelerin geçmiş anneler günü kutlu olsun. Sevgiler,Saygılar.....

DETTOL "Dokunmadan az zamanda çok hijyen"

14 Mayıs 2012 Geçici verginin son günü, bir dolu stress bir dolu gerginlik içindeyiz. Ofisteki herkesde bir koşuşturma, sürekli bir telefon sesi,birde bu kadar yoğunluğun içinde bir de kapı çalmazmı.. Gelen yurtiçi kargo elinde 2 büyük kutu biri bana biri kusenime... Büyük bir merak ve heyecanla kargoyu açmaya başladık.İçinden Bu sağdaki güzel kutu çıktı. Önce açmaya kıyamamasakta sonradan dayanamayıp açtık. İçinden DETTOL'ün bizim için gönderdiği hediyeler çıktı.









Bu güzel,şık kutudan Dettol No-Touch Otomatik El Yıkama Sistemi (Dokunmadan,daha az sabunla daha çok hijyen ),Mutfak önlüğü ve birde CD çıktı.










Ben bu ürünü denemeyi çok istememe rağmen bir türlü bulupta alamamıştım açıkcası  ya paketi bozulmuştu ya markette kalmamıştı. Bu kadar yoğun,gergin ve zamanla yarıştığımız bir günde bu hediye gerçekten çok anlamlı oldu. Az zamanda çok iş gibi az zamanda hızlı hijyen diye güne damgasını vurdu. Hemen iş yerinde denedim tabii.  

Sonrada evime götürdüm. Mutfağa girmeden önce eller DETTOL'le yıkanır, Üstümüz başımız kirlenmesin diyede o güzel yeşil renkteki mutfak önlüğü takılır. TEŞEKKÜRLER DETTOL...