23 Temmuz 2012 Pazartesi

Bodrum'dan bir Pati Geçti....

Bir patiniz varsa eğer; yaz tatillerinde onu bırakacakta hiç kimseniz yok demektir. Patinizi eve geldiği andan itibaren siz artık onunla tek yürek ve tek beden olmak zorundasınızdır.  İlk başlarda bu kolaydır çünkü en ufak ve en sevimli hallerinde siz zaten onu yalnız bırakmak istemezsiniz. Akşam saatleri zor olur hemen eve gitmek onunla oyun oynamak, ilgilenmek için saatleri hatta dakikaları bile sayarsınız. Kış aylarında buz gibi yatakta onlar yanınıza gelir ve yatak birden ısınır.Yaz aylarında ise kara kara düşünmeye başlarsınız. Tatile gidicem ve patime kim bakacak diye etrafta kimse olmaz,olanda bakmak istemez,kimiside bakim der ama 50 tane laf söyler.Sonra başlarız kara kara düşünmeye pati otellerine bırakmaya gönlümüz razı olmaz,tatil köyleri evcil hayvan almaz,alan olursa dışarıda dursun der,uçaklar 6 kilodan fazla olunca uçağın içine almaz kargoda yolculuk yaptırır,otobüs firmaları zaten istemiyor.İşin açıkcası bir patiniz varsa aslında bir sürüde derdiniz vardır. Ama hiç bir dert çözümsüz değildir. Yeter ki çözmek isteyelim ve patilerimizi sokağa atmayalım.
İşte bende tatile çıkmadan önce bu anlattığım sorunların hepsini yaşadım.Gitmek istediğim yere ya oğlum var diye almadılar, ya çok pahalıydı, ya vasıta olmadı,yada bakacak birini bulamadım.(Aslında annem bakacaktı ama oda söylenmeye başladı bende tatile gidicem senin yüzünden program yapamıyorum.Oğlun evde dursun ben gelir 1 saat bakarım falan dedi ama ben bu kadar laftan sonrada bakmasının bir anlamı yoktu). Büyük araştırmaların sonunda Bodrumda evcil hayvan dostu olan bir butik otel bulduk. Oğlumun da gözümün önümde olacak olması beni açıkçası çok mutlu etti. Otel tamamdı.Şimdi Bodruma hangi vasıta ile gidileceğine karar vermekteydi ki tek bir yol vardı oda araba ile gitmek. Biraz yorucu olacaktı ama araba ile gidecektik. Bodrum sıcağında daralmasın diye bir gün önce oğlumu traşa götürdüm, dış parazit ve iç parazit aşıları yapıldı.Nüfus kağıdı,zıbınları,tasması,ilk yardım çantası,mamaları,oyuncakları,kumu derken bir sırt çantası dolusu eşyası ile pati bey tatile hazırdı. Ve cumartesi sabahı çıktık yollara önce pati beyin eyalarını arabaya yerleştirdik.Kum tası koltuğun altına,arkadaki tekli koltuğu yatırdık kabını bagaja doğru koyduk ki ona oturucak alan açılsın diye,kabının içinde suyu ve maması,arka ikili koltuğu onun için en konforlu hale getirdik ve yola çıktık. Benim oğlum alışkındır aslında yolculuklara, misafirliklere, gezmelere gitmelere ama bu sefer ilk 2-3 saat o camdan bu cama ağlaya ağlaya bi hal oldu. Sohbet bile etmemize müsade etmedi. 3. saatten sonra sakinleşti,ve sıcakdan mayıştı sanırım.Sonra yolu seyretti durdu. O camlardan dışarı bakarken yoldan geçen arabalarda şaşkın bakışlarla ona bakıyorlardı. Bizim milletimiz köpek görmeye alışık araçlarda,ama kedi görünce herkes dürtüp birbirini aaaa kediye bak gibi ifadelerle şaşkın şaşkın arabaya bakıyorlar. En sonunda Bodrum'a ulaşmıştık. Otel çalışanları Pati Beyi görünce önce köpek sonrada kaplan sansalar da minicik bir kediydi benim oğlum. Ve ben tatildeydim,oğlumda yanımdaydı. Daha ne istiyebilirdim ki. Her derdin bir çözümü vardı ve ben bu çözümü bulmuştum.

Gittiğimiz butük otel Bodrum/Yalıkavak Mevkinde Taşkule Otel'e adında bir oteldi.Butik otelin odaları çok süper olmasada fenada değildi en azından temizdi. İkili açılan camın önünde bir sedir vardı ki burası Pati Bey'in en sevdiği yer oldu kaldığımız süre boyunca,bütün camlarda teller vardı ve etraf bir sürü uçuşan,bıcırdıyan kuş ile doluydu. Bütün gün onları seyretmek,yakalamak için hazır pozisyonda bulunmak,hatta miyavlayıp onları çağırmak bile değişikti onun için. Sabahları maakkaa...www cam aç.Cam açılır açılmaz otur sedire kuşları izle. Olucak işmi resmen meraklı kadınlar gibi dışarıyı seyrediyor. Tabii ertesi sabah bu kadar merak yeter artık dışarı çıkıp keşfetme zamanı dedik ve tasmamızı taktık bahçeye çıktık.
O minik burun hiç durmadı sürekli etrafı kokla,azıcık rüzgar çıksın hemen tırs kork,saklanıcak bir yer ara,ama meraklı bakışlar altındada her yeri keşfetmek iste... O an anladım ki ev kedisi olmakta zor. Hiç bir şey görmeden, bilmeden,steril bir ortamda büyü,yemeğin önüne gelsin,toton silinsin,kuş nedir bilme,başka kedi görme,olan mekanı sahiplen orda hükmünü sür, tatile git,ama hep a sosyal bir kedi olarak kal. Sonra korkup kaçınca, tırmalıyınca sahibini sana kızsınlar,seni sevmesinler hatta dışarı atsınlar olucak iş değil. Gerçekten zor iş ev kedisi olmak. Kedilerin özgür, asi, haylaz ruhuna, benliğine ters bu bizim yaptığımız aslında biz onları hayatın zor şartlarından kurtarmak isterken dengeleri ile oynuyoruz. Sırf biz istediğimiz için asi,özgürlükçü karakterlerini baskılıyorlar onlarda kimi zaman. Ama ne olursa olsun bizim onları çok sevdiğimizi biliyorlar. Ve hem biz hem onlar ödün vererek yaşıyoruz bu hayatta ve evimizde.

Eeee tabii o kadar bahçe gezmesinden ve her yeri koklamaktan birazda 43 derece sıcaktan bizde Pati Beyde o kadar yorulduk ki herkes kendini bir yere bıraktı. Klimayı açtık ve hepimiz bir serinledik. Hani hep diyorlar ya kediler bulundukları yeri sahiplenirler, bu yüzdende evlerinden dışarı çıkmazlar. İşte hiç alakası yok nasıl alıştırırsan öyle, evi zaten onun,ama teyzesinin evine gittiğinde orasıda onun evi,Bodrumdaki otel odamızda onun evi... Aksi halde evinde hissetmese sanırım yatağa böyle yayılmaz ve böyle rahat uyumaz.  :) 

Zaten odamızı temizlemeye gelen hanımlardan birinin evinde 4 tane kedisi varmış çok seviyormuş kedileri. Bende geldiğimde tembihlemiştim odada kedi var kapıyı ona göre açın bir anda ürküp kaçmasın demiştim. Tabii ertesi gün odayı toplamaya gelen 2 bayan bunu görünce bayılmışlar. Önce bir kendini sevdirmemiş sonra yatak çarşaflarını düzeltirken oda onlara oyun yapıyormuş meğerse. Ertesi gün bayanlardan biri yolumu kesip;
- Kedi sizin mi?
-Evet.Yoksa size bir rahatsızlık mı verdi.
-Yok biz onu çok sevdik.Benimde evde baktığım 4 tane kedim var.Fakat sizin kedinizi gördükten sonra ben evdekilere kedi diyemiyorum dedi.. Sizin kediniz çok güzel,çok sevimli...
-Yaaaa oğlum öyledir beni hem tatlıdır hemde biraz huysuz...

İste burasıda en sevdiği yerler, hepsi için bir ses tonu ve miyavlama şekli var. Mesela Baağğğğooowww cam aç, Makaawwooww balkon aç, Vaaooww  kapıyı aç, Miavvv elinden su ver....

Yani 4,5 sene sonunda birbirimizin ne söylediğini az çok çözebiliyoruz artık. O benim dediklerimi çok yapmasa da ben onun dediklerini gayet güzel yapıyorum.Sanırım beni güzel eğitti Pati Bey... Tabii koskoca 6 günde sadece bunlar olmadı kötü olaylarda yaşadık.  Bodrum'da 2 gün fırtına çıktı. Daha doğrusu çıkmış meğerse bende o günlerin birinde çok istiyor ve merak ediyor diye dışarı çıkarım dedim ama keşke çıkartmasaydım. Tasmamızı taktık kucağıma aldım otelin kenarına kadar sorunsuz çıktık. Aşırı rüzgar olduğundan ve benimkide tırsak olduğundan titreye titreye oturduk bir an arkama saklandı koltukta, o  sırada otelin tabelalarından biri düştü. O sesle pati arkamdan zıplayıp koltuktan yere düştü bir panik bir miyavlama korkudan duvara tırmanıyor.
O sırada otel görevlileri tabelayı kaldırmak isterken bir daha düşürdü. İkinci sese daha da çok ürktü bir çırpınma bir bir ağlama nasıl içim parçalanıyor yakalayım da hemen daha korkmadan odaya götüreyim derken bir anda bileğimden bir ısırdı. Ben o üzüntü ile anlayamadım ama dişlerini çektiğinde kolumdan fıskiye gibi kan çıkıyordu. Neyse biraz sakinlesin diye otelin odalara geçmeden olan ara kısmında beklerken oksijenli su,baticon falan bir pansuman yaptık. Bu sırada da pati biraz sakinleşti derken o kocaman gözlerini açmış etraftan gelen her türlü ses kulaklarını dikmiş etrafı kolaçan ederken arkadaşım yakaladı.
Odaya  giderken bu sefer havuz kenarında ayağı hafiften tökezleyince bu bizim oğlan yeniden panik kucağından atlayım bu sefer kendi bir an önce odaya koştururken şezlonglaramı dolanmıyor,panik halde kendi etrafında atlıyor,havuza giren turistler panik "Tiger,Tiger" diye bağrıyorlar.Hay Allahım hangi birine güleyim,hangi birine ağlayayım bende bilemedim ama havluyu üstüne atıp yakaladığım gibi odaya götürdüm. Onun öyle çırpınması beni o kadar üzdü ki sonra oturdum birde ağladım. Bu arada o korku ile Pati hemen yatağın altına saklandı ve 2 saat oradan çıkmadı. 2 saat sonra çıktığında da hemen yatağın üstüne yattı ve hiç bir şey olmamış gibi yalanmaya başladı. Yalanması bittikten sonrada yanıma gelip sarılmak,kucak ve öpmek istedi ama ben küstüm kendisiyle.Bir yandan da kolum şişmeye başladı. O gece ağrısından uyuyamadım bir türlü,ertesi gün bir şekilde idare ettim ama denize giremiyordum mikrop kapmasın diye Bir sonraki gün kolum iyice şişince soluğu hastanede aldık tabii ki. Doktor evinde hayvan bakan kişilerin 5 senede bir tetanoz iğnesi olması gerektiğini söyledi.Bu insan ısırığı da olsa,kedi ısırığı da olsa ağzın içinde bulunan bakteriler enfeksiyon yaratırmış o yüzden aşı şart dedi. Sonra ilaç ve antibiyotik tedavisi..
İlaçları hemen kullanmaya başladım tabi o kadar etkiliydi ki ertesi gün şişlik inmeye başladı. Tabii denize girebiliyordum ama o kolumu kullanmadan yüzecekmişim kullandığım andan şişme yapmaya yeniden başlarmış. Tabii ben denize girdim ama sürekli sağ kolunu kullanınca insan kendi etrafında daireler çizmeye başlıyor bir süre sonra :)
Ama yapacak bir şey yok tatil devam ediyor.Yanımdaki arkadaşım çok kızdı patiye bir daha tatile gelmem onunla dedi hatta o uzunca bir süre konuşmadı sevmedi kendisini ama ben en fazla bir gün dayanabildim. Zaten Pati beyde 5-6 kere gelip sarılmayı denedi.
3-5 kerede gece benle yatmayı baktı olmuyor sürekli sedirinde yattı. Anladı bir sorun olduğunu akıllı oğlum benim. Sonra barıştık ben tabii onu bir daha odadan dışarı çıkartmadım zaten oda bir daha çıkmak istemedi. İşte hayat tecrübelerden ibaret buda büyük bir tecrübe oldu benim için. Ve o uzun gibi görünen 6 gün bitti.Ve evimize geri dönme yolunda oğluşum hiç sesini bile çıkartmadı. Arka koltukta yattı uyudu bütün bir gün.. Eeee Bodrumun gecesi de,gündüzü de yordu benim oğlanı.... Pati Bey bir daha tatile gitmek ister mi bilmem ama ben onsuz yapamam onu biliyorum.Hem artık daha tecrübeliyim :)
Bana kalansa ; 4 diş izi,1 tetanoz iğnesi,1 kutu antibiyotik,5 tur kendi etrafında yüzme,huzur,sakinlik ve en sevdiğin şey senin canını da yaksa her şekilde onu sevebilmeyi öğrenmek :)

Çıkışta karşılaştığım ve teşekkür ettiğim temizlik görevlisi hanımlardan biri;
-Demek gidiyorsunuz ?
-Evet birazdan yola çıkacaz.
- O yaramazı da götürüyormusunuz ? Bana bırakabilirsiniz ben seve seve bakabilirim ona..
-Çok üzgünüm.Yanımdaki arkadaşımı bırakırım ama oğlumu asla.....  İyi Günler,Teşekkürler,
                                                                                     - İyi yolculuklar.... 



İşte evimizdeyiz... Ve bu bakış.... Anne gene tatile gidelim bakışı... OOoooooo yoooooowwww...... :)

11 yorum:

Nilgün Komar dedi ki...

demek gene tatile gidelim bakışı :)))))) yemezler pati bey biraz daha pratik yapmanız lazım siz en iyisi bize gelin :) h.sonu tatiline :)

fistik ve pati dedi ki...

Yaaa dimi şekerim... Tatil dönüşü hafta sonuda sende 2 günlük tatildeydik :) onuda bir dahakine anlatırım artık :)

yıldız dedi ki...

oyyy maşallah ben bunu yerim. tasma ile dolaşıyormu? bizimkine yazlıkda dolaştırayım dedim nasıl becerdiyse sıyrıldı tasmadan başladı kaçmaya ağaçda eşim yakaladı ama alırken enseden tutmadğından kolunu tırnaklarıyla kanatmıştı:( onun için 2 gün gideceksem yazlığa hiç götürmüyorum içerde canı sıkılıyor dışarda kaçıyor . evde daha rahat etti sanırım ama bizi çok özlemişti geldiğimizde:) benimde annem evinde bakmak istemiyor açıkca söylemedi ama anlıyorum geçen sene bana geldi tımbışın yanında kaldı biz tatildeyken:)
kediler candır , maksimum sürede yaşarlar inşallah

sevgiler, öpücükler

fistik ve pati dedi ki...

Yıldızcım tasmaya alışık benim ki ilk bir korkuyor her yeri kokluyor sonra sakinleyip masa yada sandalye altına yatıyor.Olmadı kucağıma çıkıp oturuyor. Sanırım alıştırmak ile ilgili daha tasmadan hiç kurtulmadı ama dışardaki seslere yabancı sürekli tedirgin ve panik halde oluyor.Bu konuda haklı ama yapacak birşey yok. Gündüz sokakta gece evde olamaz.Ben 2 günlükde gitsem yazlığa onuda götürüyorum.Sınırlarını biliyor orada o yüzdende tasmasız durabiliyor.Yazlıkta camdan balkona atlıyo kapıdan giriyor tekrar balkondan atlıyor.Tasmasında çıngırağıda var o yüzden sorun olmuyor.Şimdi herkes;bak kediler nankör ısırıyorda diyorlar, bende o ısırsın ama gene yanımda olsun diyorum.Benimde annem yazık çocuk yerini yadırgamasın ben gelir sende bakarım diyor zaten mesajı alıyorum.Ama olsun kimse zor durumda kalmasın oğluşumda yanımda gözümün önünde olsun.
Sevgiler; Bol patili günler...

blogdayaparımkariyerde dedi ki...

o son bakış beni de ürküttü:)şileye mi götürsek acaba:D

yıldız dedi ki...

bizimki direk firar ediyor 2 gün içinde göze alamıyorum daha uzun orda dursam belki gider bulurum dicem ama ya bulamazsam ya gelmezse ne yaparım ben. zaten kaçtı 3 kere yazlıkda tutana kadar ben salya sümük ağladım:(

asabi bakire dedi ki...

Kocaman tebrikler,böylesine hayvansever olduğun için:) PAti beyin kuyruğu şahane olmuş:) Maşallah.Beraber nice güzel anlar yaşayıp anılar biriktirmeniz dileğiyle:)Sevgiler

Boncukçu dedi ki...

Bayıldım tatilmaceranızı okurken ama ben de cesaret edemem. Minnoş anında kaçar. O kadar ki ablam ve ben haricinde evde kimseyle yalnız bırakamıyoruz, Minnoş'u kaçırmadan evden çıkamazlar zira.
Patiyi öptüm, hem akıllı hem pek yakışıklı, maşallah oğluşunuza.

fistik ve pati dedi ki...

Blogdayaparımkariyerde; en kısa zamanda şileye o zaman :)

Yıldızcım; Benimkide bazı zamanlar merakından firar etmek istiyor,gözü hep dışarılarda,bazen kızıyorum ama bazende hak veriyorum. Doğasınından alıp eve kapatıyoruz sırf biz istediğimiz için,büyük sevgimiz onların gözünden bakınca büyük bir bencillikden ibaret.O yüzdende tasmasını takınca 3 metrelik alanda istediğini yapabiliyor.Yada ben kendimi böyle teselli ediyorum :)

Asabi Bakire; güzel dileklerin için çok teşekkür ederim.

Bonçukcu; Riskli ise götürmemekte fayda var tabii.Ama ben bakıcak kimse olmayınca,olanlarda söylenince,oğlumla gitmek zorunda kaldım.Böyle böyle alışcak işte oda bende.Bizde sizi çok öptük.Teşekkürler..

Gül Tasarım Evi dedi ki...

macaranızı bir solukta okudum.oğluşumu otobüsün bavul bölümünde baygın götürmek istemediğimden 2 yıldır tatile ailemle nöbetleşe çıkıyoruz resmen.ben 10 gün keyif yapıcam diye oğluşuma eziyet etmeye kıyamadık.sizin için tam bir macera olmuş.bu arada bloğuma yorum olarak gitiğiniz oteli yazarmısınız.teşekkürler.bu arada çok çok geçmiş olsun

coletté dedi ki...

Biz de kızımızla tatil yapabileceğimiz bir yer arıyoruz sabahtanberi. Kedi sevmiyorlar ama köpek de istemiyorlar :( Ben de her ikisi de var ,kedimle annemin arası çok iyi de köpeği dışarı çıkaramadığı için bırakamıyoruz. Birlikte yaşamanın zor yönleri var ama onlar benim Kızlarım! Sevgiyle kal!
Okumak istersen

http://colette-kzlarm.blogspot.com/