30 Mayıs 2012 Çarşamba

Her Genç Kızın Hayali Evlilik.....

 Oğlumu evde yalnız bırakıp 3 kız  Kırklareli yollarına düştük.Çünkü çok sevdiğimiz karamut çalısını evlendirmek için.Zaten 1 senedir bugünün gelmesini bekliyorduk.Çiğdem heyecanlı biz ondan daha heyecanlıydık. Sabah erkenden kalktık. Kahvaltıdan sonra kuaföre aldık soluğu. Heyecanla oturdu makyaj masasının önüne ne yapacağını nasıl olacağını daha başlamadan merak ediyordu. Makyajında ekru ile hafif bir yeşil kullanmak istedi. Makyözü gece sahne makyajı yapınca önce morali bozuldu fakat sonra toparladık olayı mecbur birinin müdahale etmesi lazım diki o ben oldu. İyice hafiflettik makyajı doğrusuda zaten bence bu olmalı.Gelinlik zaten saflığın,temizliğin,masumiyetin simgesi koyu bir makyajla bunu ortadan kaldırmaya hiç gerek yok. Bu konu hal olduktan sonra saç yapımına başlandı. Şaşkın ve meraklı bir şekilde aynadan kuaförünü seyrediyor bizim kız.Nasıl olacağının merakı içinde. Kuaförü her tokasını takışından sonra içi rahatlayıp yüzü gülüyor.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Benim ne zaman terliğim olacak??

Bizim evde büyük bir portmanto var. İçinde de çifter çifter, renk renk, model model terlikler. Annem her misafir geldiğinde o büyük kapakları açar ve çift olan terlikleri gelenlerin ayağına uzatır. Ben ise biri otursa da otururken terliklerini çıkarsa bende üstüne gidip yatsam,yada benimde ayaklarım üşüyor bir kerede ben giysem diye bakar dururdum. Bir gün annemin karşısına geçtim,oturdum ve derdimi anlatmaya başladım. Artık bu terlik kovalamacasına son verecektim. "- Anne benim neden terliklerim yok? senin bile var. Benimde ayaklarım üşüyor bu yüzden banada terlik alalımı diye sordum?"  Annem şaşkın şaşkın yüzüme bakıp," - oğlum bizde hep bayan terliği var,bir tane erkek terliği var oda sana büyük gelir dedi."  Çok şaşırmıştım. Çünkü ben artık 4 yaşına basmıştım ve kocaman ayaklarım vardı.Ayrıca tüylerim kesildiği içinde ayaklarım üşüyordu. Annemin bu hareketi hiç hoşuma gitmemişti. Madem o terliklerin bana büyük geleceğini biliyordu neden ufağını almamıştı bugüne kadar diye düşündüm. O sırada annem üzülmüş olacak ki.Kocaman portmantonun kapaklarını açıp bana kocaman 1 çift erkek terliği çıkardı. Demek ki haklıyım diye düşündüm.Artık benimde terliklerim olacak ve benimde ayaklarım sıcak duracaktı. Anneme sevgiyle baktım sonuçta beni anlamış ve gerekeni yapmıştı. Hiç vakit kaybetmeden  ayaklarıma giydim.Fakat o da neydi!!! arka ayaklarım dışarıda kalmıştı. İstesem onlarıda sığdırırdım ama ne gerek vardı. Annem bunu görünce dayanamayıp nasıl olsa bana 2 çiftli terlik alacaktır..
Ayaklarım ısındıkça beni bir uyku bastı bir uyku bastı ki esnemeye başladım. Tam o sırada kapı çaldı.Ben gözümü açtım,annem  ise kapıyı ve gelene hoş geldin dedi. Banada hadi kalk bakalım.Bak kim geldi dedi? Ters ters baktım. Ne kadar makkooww,miyuww,maaooww  desemde beni kucağına alarak canım terliklerden uzaklaştırdı. O an anladım ki terlikler benim değil ve bu gördüğüm kocaman bir rüyaydı....   


15 Mayıs 2012 Salı

En yumuşak kucak,en güzel koku hep annenindir.Bunu bütün çocuklar bilir...

         Anne olmak gerçek bir sanattır. Sonsuz bir sabırla eserini yaratır anneler bazen eser kötü olur bazen güzel.Ama o her şekilde emek verir eserine ruhunu katar,sevgisi ile yoğurur,özenle seyreder uzaktan zamanı gelince. Bazen ben ne yaptım diye üzülür bazende iyiki diye sevinir fakat hiç bir zaman bundan yakınmaz. Pişman dahi olsa,eserinden vazgeçmiş bile olsa.Yine sorsanız yine anne olmayı seçer. Çünkü gerçek bir sanatçıdır ve sanatından asla vazgeçmez. Bütün bebekler bilirler annelerinin kokusunu tıpkı bütün annelerin bebeklerinin kokusunu bildiği gibi. En rahat yer annenin yanıdır.

Annemizin kollarıdır.Dertlerimizi,kederimizi, sıkıntılarımızı unutuğumuz, herşeyin daha iyi olucağını hissettiğimiz,düştüğümüzde birinin bizi tututacığını anladığımız yer  o kanatların altında geçirdiğimiz zamandır. Onlara sarılıp kokularını içine çektiğimiz zaman iyi ki varlardır. Böyle zamanlarda daha çok anlarız varlıklarının içimizde nasıl bir mutluluğa sebep olduğunu. Bizi karşılıksız seven,koruyan,bizim için üzülen,sevinen,iyi olmamız için elinden geleni yapan tek kadındır aslında. İllaki doğurmakmı lazımdır anne olmak için. Bence doğurmak anne demek değildir aslında.  
Çünkü doğurmak anne demek olsaydı bügün sokaklara terk edilen hiç bir bebek, çocuk olmazdı. Demek ki anne olmak çok daha başka bir olgu ve tarifi zor bir duygu bu annelik.






                                                                    
.Bende bir kedi annesiyim mesela. Evet kedi ama ne fark ederki. İllaki insanların annesi olmaz.benim oğlum 11 Nisan 2009 günü doğdu.Küçücük,tüysüz,güzel bir fare gibiydi. Annesi yaklaşık 6 hafta baktı. Sonra onu bırakıp hayatına devam etmeye gitti. İlk gördüğüm andan beri bu benim oğlum diyordum ve 28 Mayıs 2009 da yeni evine geldi.O gün bana minicik patileri sarıldı,başını boynum ile omzumun arasına koyup orda güvenle uyudu. O kadar minik, o kadar savunmasızdıki bana ihtiyacı olduğunu düşündüm.Beni sevmesini beklemiyordum. Çünkü kediler hakkında duyduğum tek şey nankör olduklarıydı. Ben oğlumu karşılık beklemeden sevdim, ilgilendim, yıkadım, mamasını verdim, bazen sabahın 5 inde kalktım onunla oyun oynadım, aşıdan sonra nazlı bir bebek gibi koynumda uyuttum.O zaman anladım. İnsan yada hayvan herkesin bir anneye ihtiyacı var. ve ben onun gerçekten annesiyim. Bir tek bana nazlanıyor,bir tek benden mama istiyor,benim tuvalette onu beklememi istiyor,geceleri benimle uyumak,sabahları beni uyandırmak istiyor.  

Ve bütün bunların sonundada koynumda sarılıp uyumak istiyor. Annelik gerçekten zor bir sanat. İyi ki annelerimiz var ve biz şanslı olanlardanız. Bu yüzdende Teşekkürler  Çuku Teyzem hayatından vazgeçip benimle ilgilendiğin ve her zaman yanımda olduğun beni büyüttüğün için. Teşekkürler Annecim beni doğurduğun ve her zaman yanımda olduğun için, Ve Teşekkürler oğlum... benim oğlum olduğun için.      
                                           Bütün annelerin geçmiş anneler günü kutlu olsun. Sevgiler,Saygılar.....

DETTOL "Dokunmadan az zamanda çok hijyen"

14 Mayıs 2012 Geçici verginin son günü, bir dolu stress bir dolu gerginlik içindeyiz. Ofisteki herkesde bir koşuşturma, sürekli bir telefon sesi,birde bu kadar yoğunluğun içinde bir de kapı çalmazmı.. Gelen yurtiçi kargo elinde 2 büyük kutu biri bana biri kusenime... Büyük bir merak ve heyecanla kargoyu açmaya başladık.İçinden Bu sağdaki güzel kutu çıktı. Önce açmaya kıyamamasakta sonradan dayanamayıp açtık. İçinden DETTOL'ün bizim için gönderdiği hediyeler çıktı.









Bu güzel,şık kutudan Dettol No-Touch Otomatik El Yıkama Sistemi (Dokunmadan,daha az sabunla daha çok hijyen ),Mutfak önlüğü ve birde CD çıktı.










Ben bu ürünü denemeyi çok istememe rağmen bir türlü bulupta alamamıştım açıkcası  ya paketi bozulmuştu ya markette kalmamıştı. Bu kadar yoğun,gergin ve zamanla yarıştığımız bir günde bu hediye gerçekten çok anlamlı oldu. Az zamanda çok iş gibi az zamanda hızlı hijyen diye güne damgasını vurdu. Hemen iş yerinde denedim tabii.  

Sonrada evime götürdüm. Mutfağa girmeden önce eller DETTOL'le yıkanır, Üstümüz başımız kirlenmesin diyede o güzel yeşil renkteki mutfak önlüğü takılır. TEŞEKKÜRLER DETTOL...