31 Mayıs 2013 Cuma

Biz MUSTAFA KEMAL'in askerleriyiz. Hangi çılgın bize zincir vuracak olursa ezer geçeriz....

Çok uzun bir ara oldu. Belki bahar yorgunluğuydu,belkide yoğun bir iş dönemi yada beni bu gece ki kadar heyecanlandıracak bir olay olmamasından bu kadar uzun bir ara verdim.Ama şimdi buradayım.Her zamankinden daha heyecanlı her zamankinden daha yazma isteği ile doluyum.

Nereden başlayacağımı bilemesem de bu 31 Mayıs 2013 olayları sona gelmiş,her şeyi susup içine atan bir ulusun baştakilere seslenişi,direnişi,yeter artık demesinin bir göstergesi. 4 gündür süren Gezi Parkı ağaç katliamının sonuçları mı? Bence hayır o sadece olayın çıkış noktası.Bugüne kadar susan sesini çıkarmayan her şeye tamam diyen çok şeyi içine bastırmış,çok şeye susmuş insanların hatta bir ulusun içine attığı son damlası.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ne güzel demiş,ne güzel ön görmüş gençliğe hitabesinde ;

                    Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

İşte biz bugün bu öngörüyü yaşıyoruz. Ve biz ulus olarak,gençlik olarak ATA'mızın bizlere bıraktığı bu mirası korumak için 4 gecedir uyumuyoruz,4444 gecede olsa uyumayacağız. Bazılarımız taksimde mücadele ediyor,kimimiz Barbaros bulvarından Taksime yürüyor,kimileri Kadıköy'e veya Bağdat Caddesine,evlerinde olanlar da balkonlarında tencere tavalarına vurup,ışıkları açıp kapatıyorlar. Türkiye'de ilk ve tek kararlaştırılmamış halk harekatı başlamış durumda ne kadar büyük ve gurur verici bir durum her ne kadar kötü gibi gözükse de.

Artık sen rahat uyu ATAM biz Türk Gençliği olarak en birinci vazifemiz olan  Türk İstiklalini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet bizi bölmek isteyenlerden,bizi çöketmek isteyenlerden,dış kaynaklardan,hatta iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde olup şahsi menfaatlerini,müstevlilerin siyasi emellerine alet edenlere bırakmayacağız. 

Çünkü damarlarımızda bize miras bıraktığın asil TÜRK kanı var....

29 Mart 2013 Cuma

Kuş gibiydim,Çünkü İzmirdeydim³

İki günlüğüne İzmir'e gittim. Fakat yazması kaç sayfa sürdü. Demek ki 1 haftalığına falan gitseydik demek ki neler olacaktı bilemiyorum.


İzmir'in en favori resmi benim için. O kadar yer gezdik gördük ama bu kadar güzeline ,tatlısına  rastlamadık :)


28 Mart 2013 Perşembe

Kuş gibiydim,çünkü İzmirdeydim²

Milli Kütüphanesi
İzmir'den geleli neredeyse 2 hafta oldu.Ama ben işten güçten bir türlü fırsat bulupda İzmir'de nerelere gittik nereleri gördük bir türlü yazamadım. Hazır iş yerimde boşluk bulmuşken kısacıkta olsa İzmir Konak seyahatim, ama kuzum da tarihi mekanların kısa anlatımları da mevcut. İnanın bu kadar resme İzmir gezisi bitti mi derseniz? Hayır bitmedi derim...
İzmir metrosu yol güzergahı.Hedef Konak


İşte Konaktayız...

16 Mart 2013 Cumartesi

Kuş gibiyim,çünkü İzmirdeyim¹

Sıcağı sıcağına bir yazı bu aslında...Kuzum,canım,balım kaymağımla sabah 8:00 uçağı ile geldik izmir'e..hava oldukca saganak ve puslu.bütün günde bir açtı güneş gözlüğü taktık arkasından sağnak yağdı şemsiye açtık.Sonra plan yapmaya karar verdik.Bütün izmirdeki blog arkadaşlarımızı aradık.Pazar günü için hepsi ile randevulaştık.Bugün İnci teyze,Sinem ve Aytül ile Konak Kızlarağası çarşını,Konakta gezip,Asansörden İzmiri seyrettik.En sonda vapura binip Bostanlıya kuzenimin yanına geldik.Çok güzel ve ıslak bir gündü.Gittiğimiz her yerde çok güzel ağırlandık.Hepsine çok teşekkürler...

14 Mart 2013 Perşembe

13 Mart 2013 Çarşamba

Bloggeroid ile merhaba



Artık telefondan bağlanacağım bloğuma çok güzel, güzel olmasına da bir türlü nasıl kullanacağımı daha çözemedim. Millet uzaya çıktı ben daha yeni keşfedebildim. Umarım bir an önce çözümleyip. Her yerden yazı yazabilirim. Öbür türlü tüm gün bilgisayar başınca çalışınca çok zor oluyor. Genelde evde ve hafta sonu bırakın bilgisayar açmayı,ofisten eve götürmeye bile üşeniyorum. Bu yüzdende bu olay süper oldu. Yalnız arkadaşlar cep telefonunda bu uygulamayı kullanan varsa lütfen bana bu konu ile ilgili bilgi versin.... Lüttfennnn......
posted from Bloggeroid

27 Şubat 2013 Çarşamba

Doğal Tatlandırıcı CANDEREL....

Çok geç kalınmış bir yayın olduğu için, aslında direkt konuya girmek istiyorum. Hani şu anneannemizin, babaannemizin evine gittiğimizde gördüğümüz beyaz üstünde kırmızı yazıları olan basmalı küçük kutuları bilmeyeniniz yoktur. Yaşlılarımızın çaylarının içine attıkları ve attıklarında köpürerek çayın üstüne çıkan ve sonra kaybolan o minik küçük beyaz yuvarlak şekerleri.Mutlaka hepimiz merakımıza yenik düşüp o kutuların içindekinin tadını öğrenmek için kutuyu gizlice elleyip,daha sonra içindekini çıkarmak için kırmızı düğmeye bastığımız,küçük beyaz şekerin düştüğü,sonra onu elleyip ağzımıza götürüp tadına baktığımızda ağzımızın şeker tadından yandığı o tatlandırıcıları hatırlamışsınızdır. Hatırlamadıysanız da  hemen söyleyeyim. CANDEREL ve işte kutusu...  

8 Ocak 2013 Salı

2012 gitti 2013 bile geldi bir Noel Baba gelmedi :)


İşte bizim yılbaşı ağacımız ve altında bir sürü hediye paketi :)

İşte 2012' yi biz böyle bitirdik. Giden yıla hüzünlenip üzülmek yerine gelen yıla sevindik.Hepimiz olduğumuzdan farklı bitirdik.Kimler mi yoktu eski yılın bitişinde; Murad Çakmaktaş, Hizmetçi Duana, Piscolata erkeği Coray, Sünger Balım, Fransız Hanım Efendisi Rabia , Resul Aga, Makedon kızımız Nihan, Hintli Sezen, Çoban İsmet, Hakime Hanım Burcu, Evroo namı değer Zorro ,Selcen Zeta-Jones, ben deniz Kötü kalpli hain cadı ve oğlum kurbağa kermit pati olarak eski yıla veda ettik. Herkes harika olmuştu. Tek eksiğimiz Noel Baba idi. Artık onuda 2014'e girerken bekliyoruz.2013 bize neşe, keyif, mutluluk, eğlence, huzur, sağlık, bol para getirsin istedik. Bunların hangilerini bu sene yaşarız bilmiyorum ama yılın ilk milli piyangosu bize çıkmadı onu söyleyebilirim. Ama umutluyuz ve mutluyuz. O gece yanımda olan herkese çok teşekkür ederim. En kötü günümüz böyle olsun ....