29 Mart 2013 Cuma

Kuş gibiydim,Çünkü İzmirdeydim³

İki günlüğüne İzmir'e gittim. Fakat yazması kaç sayfa sürdü. Demek ki 1 haftalığına falan gitseydik demek ki neler olacaktı bilemiyorum.


İzmir'in en favori resmi benim için. O kadar yer gezdik gördük ama bu kadar güzeline ,tatlısına  rastlamadık :)



İşte Bizim Yıldızımız...
 Bir önceki yazımda Bostanlıdan döndüğümüzü söylemiştim ya.Ne işimiz vardı derseniz. Kuzenimi ve ailesini görmeye gittik. Onca sene İstanbul'daydılar gitmek bir türlü kısmet olmamıştı.Demek ki mesafeler insanları birbirine daha çok yakınlaştırıyormuş aslında ben bunu öğrendim. Kuzenimi 7 senedir,kızını ise 2 yaşına girecek hiç görmemiştim. Bu vesile ile görüşmüş olduk.

 İşte Yıldızın babası benimde Kuzenim.
Kızlar şimdi çok şanslı. Babalar kariyerde
yaparım,kızımın bezini de değiştiririm,
mamasını da yediririm diyor. Herkese
böyle baba ve koca lazım diyorum.Yoksa
kuzenim diye demiyorum. :)  

Yıldızın ayıcık ailesini giydirirken.

İşte buda bizim küçük Nilgünümüz
Ne kadarda güzel oynuyor dimi?
Bizler ne kadar büyüsekte ruhu çocuk
olanlardanız. Alacağım kuzuma doğum
gününde ayıcıklı yap boz...

Bu benim şimdiye kadar gördüğüm en modern çizgilere sahip
aydınlatma firması...

 İstanbul'a dönünce ilk işim firmayı araştırmak oldu. Neden daha önce bu kadar modern aydınlatma ünitelere göremediğimi internet siteslerine bakınca anladım.Çünkü firmanın 2 tane mağazası var.Onlarda İzmir'de maalesef ki :(  MODO LIGHT internet sitesinde daha bir sürü model var.Hepside birbirinden tasarım ve güzel modeller,bir gün bir evim olursa hiç üşenmeyeceğim sırf aydınlatmaları seçmek İzmir'e gideceğim. Sizin için mağazadan bir kaç modelin fotoğrafını çektim...









 Ve son durak REYHAN PASTANESİ; Çarlık Rusya'sında "Rize - Çamlıhemşin Eşrafından"  dedelerimizle başlayan pastacılık ve unlu mamüller serüveni, 1900' lü yılların ortalarında 9 Eylül Meydanı' nda Fuar Pastanesi'nin açılışı ile İzmir' deki hayatına başlıyor ve şu an hepsi rahmetle anılan; Ahmet REYHAN, Enver ALBAY, Hüseyin REYHAN ve Cavit REYHAN ortaklığı büyük bir sevgi ile sürdürülüyor.1965 yılında şu anda bulunduğu Mustafabey Cad. No 24 Alsancak İZMİR adresinde, eski bir rum evinin iki katında yeni bir konseptle pastane ve restoran-klüp olarak hizmete giriyor.Yarattığı tatlar ve avangarde duruşu ile dönemin önemli devlat adamları, sanatçıları ve İzmir'liler tarafından özel bir kabul görüyor.1970' li yılların sonlarına doğru kentsel yapılaşmanın acımasız dokunuşları nedeni ile binanın yıkılıp yeniden yapılması süresince kapalı kalıyor.Yıllar sonra 1991 yılında yine aynı adresinde bu kez Tuncay REYHAN , Hüseyin ALBAY ve Ali ALBAY tarafından 3. kuşak olarak yeniden hayata geçirilmek için karar alınıyor ve açılıyor.Halen Mustafa Bey Caddesi No:24 Alsancak/İzmir adresinde faaliyetini sürdürmeye devam ediyor. Zaten öğrendiğimiz kadarı ile İzmir'dekilerin buluşma mekanıymış. Bizde nasıl Kadıköy'de buluşalım deyince herkesin aklına boğanın orası gelir.Reyhan Pastanesi'de İzmir için öyle bir yer. Ayrıca İzmir'e gittiğimiz andan itibaren Reyhan Pastanesi'nin İncili pastasını yemeden gitmeyin dediler.Bizde onları kırmadık. Konaktan - Alsancak'a kadar yürüyüp Google Map programı sayesinde elimizle koymuş gibi bulduk. Sonrasında yol yorgunluğu ve Reyhan Pastanesindeki çalışanların güler yüzünden ve ilgisinden bizde biraz abarttık ve neredeyse o saatte kalan bütün pastaların tadına baktık.
Çay ve tuzlular ile başlayıp..
Tadıma başlamadan...
İncili Pasta;Ananaslı,bademli ve  içinde
küçük küçük inciler var. Yerken ağzıda
 dağılıyor. Olsa da yesek.. 

Sanırım adı Polkano idi.İçi portakallı
farklı bir lezzetti 






Ve tatlıların hazin sonu...

Bu pastanın adını hatırlayamıyorum ama porfiterol kekinin arasına dondurma koyup servis yapıyorlar. Volkan gibi duruyor dimi?
Uçağın kalkmasına 1 saat 15
dakika var biz alsancak
sokaklarında

Yıldızcık kaç pasta yediğini sayarken


Alsancak metro durağına koşarken garın
arkasında olduğunu öğrendik.
Garı gördük fakat Alsancak metro
istasyonu yanmış ve kapalıymış.
Büyük bir şaşkınlık ve ilk gün bir
 yerde okumuştuk nasılda aklımızdan
gitti.

Uçağın kalkmasına 1 saat var.
Ama olsun biz genede gar
önünde fotoğraf çekilelim
Uçak nasıl olsa bekler...
Son resim 
         













Ve sonrasında topuk koştur bir otobüse bin sonra metroya ben.Tın tın  tın hava alanına git. koştur koştur..sözde elektronik biletimiz var ama internet çekmiyor hava alanında bizde bileti kaydetmedik,yine koştur bileti al.kontrolden geç. uçağa koşarken son çağrı densin ama genede wc girmeden uçağa binilmez mantığı.neden bu mantık derken o kadar koşturmaya geç kaldık stresine doğal olarak sıkışınca mecbur girdik. wc olayını da bitirip uçağa gittiğimizde gerçekten de son çağrı olduğunu gördük.Allah dan adımızı söylemediler de rezil olmadık. Sonuçta assolistler en son binermiş. Bizim ki de o hesap işte :) saat 10:10 geçe İstanbul'a inmiş valizimizi almıştık. Sonrası hemen eve gidiş bir duş alış ve yatağa giriş sanırım gün bittiğinde saat 12 idi... Ve cidden güzel bir hafta sonuydu.Bedenen yorulmuş olsak da beğenen çok dinlendik. 



Tabii daha yapamadığımız çok şey oldu. Gezmediğimiz görmediğimiz çok şey var. Artık onları da bir daha ki İzmir turuna bıraktık.. Bekle bizi İzmir yine geleceğiz......  

4 yorum:

Nilgün Komar dedi ki...

bencede beklesin bizi gene geleceğiz izmir.. sıcak bir havada kordonda yürüyüş yapacağız bir gece dimi :)

fistik ve pati dedi ki...

Tek kordonda yürüyüş mü yapacağız şekerim.Daha kumru yiyeceğiz,Karşıyaka'ya gideceğiz,Bal kabağından pasta yiyeceğiz.Arkadaşlarımız daha çok görüp daha çok gezeceğiz.Çok işimiz var yani...

Nilgün Komar dedi ki...

boyozu yiyoruz da ikidir kumruyu atlıyoruz.. onuda bir sonrakinde telafi edelim şekerim :)

blogdayaparimkariyerde dedi ki...

bidahakine beni de götürmeyin bak napıorum:) İzmir tadına doyulmayan şehir..