18 Mart 2014 Salı

İstanbul'da kahvaltı,Kayseri'de öğle yemeği, Acıbadem'de akşam doğum günü kutlaması...

Hani filmlerde olur ya.. Aslında sıradan bir yerde yaşıyorsundur. Sonra bir gün zengin ve yakışıklı bir adamla tanışırsın. Adam o kadar zengindir ki uçağı vardır. Sana bir kıyafet yollar ve senden onu giymeni ister. Sen hazırlanırsın . Akşam son model aracını gönderip şoförüne aldırır. Şoföre ısrarla sorarsın nereye diye ama o hiç bir şey söylemeden seni bir gökdelenin kapısına bırakır. Kapıda duran adam arabanın kapısını açar, inmene yardımcı olur ve sana yol gösterir. Kocaman camdan bir asansöre binersin ve en üst kata çıkarsın. Burada yakışıklı adam uçağın kapısında seni bekliyordur. Heyecandan dizlerin bağı çözülür ama yinede umursamaz ve sıradan şeylermiş gibi davranmaya devam edersin. Uçağa biner ve olayın tadını çıkarmaya karar verirsin. Uçak Paris'e iner Eyfel kulesinin altında şarabını içer yemeğini yer, Şanzelize'de kahve içersiniz. Gece saat 12'yi vurmadan seni tekrar yaşadığın yere bırakır. Ve sen 12,5 gibi pijamalarını giyer ve rüyalara dalarak uyursun... İşte genel olarak filmler de hep böyle olur. 

Bizde Nilgüşle taa 7 ay önce böyle yapmaya karar verdik. Paris bize uzak olacağından Kayseri'de mantı yiyip dönelim dedik. Pegasus'dan biletlerimizi aldık. Cumartesi sabahı saat 7:00 kalkıp hazırlanmaya başladık. Spor kıyafetler,sırt çantası, eldiven,bere,atkı işte hazırız. Tabii kociş kıyamadığı için hava alanına bizi o bıraktı, ne yalan söyleyeyim çokta iyi oldu :) Saat 8:40'a kadar uçak saatimizi bekledik. Ve işte gidiyoruz......

Saat 10:00 gibi Kayseri Erkilet Havalimanı'na iniş yaptık. Bavul bekleme sorunumuz olmadığı için doğru çıkışa yöneldik. Çıkışta adımın yazılı olduğu bir tabela ile bizi bekleyen biri vardı. Açıkçası bayağı şaşırdım. Sonradan Budget kiraladığım araç için olduğunu anladık. Aracımızı teslim aldıktan sonra Niğde Alay Kasabasına doğru yola çıktık.

Buraya mantı yemeye geldikte Niğde nereden çıktı dimi ?

Eeee Niğde-Kayseri arası 1,5 saatmiş. 2009 yılında hastanede tanıştığım ve sadece 3 kere gördüğüm ama her bayramda seyranda arayıp hatırımı soran manevi kardeşimi görmeye gitmeden olmazdı. Ona bir gün sizin oralara gelip seni ve eşini ziyaret edeceğim diye söz vermiştim. İşte o gün bugündü. Yolla bomboş ve sakindi. Etrafta yeşilden kahverengiye doğanın alabileceği bütün tonlar vardı. Kısa, kuru çalılar yol kenarlarını sarmıştı. Daha uzaklara baktıkça bize bembeyaz Aladağlar eşlik etti. Yol o kadar keyifliydi ki nasıl bitti nasıl geçti bir türlü anlayamadan saat 12:00 gibi  Erol Ailesinin evine gelmiş olduk. 
      6 sene sonra ki karşılaşma nasıl mı olur ?? Çığlıklar, bağrışmalar, sarılmalar ve öpücüklerle içeri girdik. Aynı tanıştığım günkü gibi azıcık kilo almanın dışında hiç değişmemiş. Tabii zamanımız kısıtlı olduğu için ancak 3 saat orada kalabildik. Biz 3 saat oturup dinlendik ama Sehercik deli divane oldu. O zaman anladım. Biz şehirde yaşayanlar kaybetmişiz o içtenliğimizi, misafirperverliğimizi kaybetmişiz. Her şeyimiz, ilişkilerimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz suni olmuş.Ve biz o kadar alışmışız ki bunlara emekli bile olsak gidip oralarda yaşamaya çekiniyoruz ve korkuyoruz.

Saat 15:00 gibi tekrar Kayseri istikametine yola çıktık. Sanırım 16:10 gibi Kayserideydik. Eeee tabii giderken yolu bilmiyorduk ama dönerken öğrenmiştik. Bakalım araba kaç yapıyor diye bir denedik :) Kayseri'nin yeraltı çarşısı ünlü dediler google map yazdık bizi  yaklaşık 5 km şehrin dışında bir yere götürdü. Ne yeraltı çarşısı var ne normal çarşı... Küçük tek katlı gecekonduları ve dapdar yolları olan bir semte geldik. Çocukların sümükleri akmış dışarıda top oynadıkları insanların hayretler içerisinde bunlarda buraya nereden düştü der gibi baktıkları bir yerdi. Hemen şehir merkezine geri döndük. Kale'nin önünde Nilgün'ün üniversitede okuyan kuzeni ile buluştuk. Ve  şehir merkezindeki tarihi yerleri gezelim ve mantımızı yiyelim dedik.


Vee başladık dolaşmaya ......



Alaca Kümbet ; kitabesindeki bilgiye göre 1280 yılında Emir Cemaleddin bin Muhammed tarafından yaptırılmıştır. Kümbetin yapımında kesme taş kullanıldığı görülmektedir. Mimarisi kare planlıdır ve kümbetin üzerinde piramit şeklinde bir külah bulunmaktadır. Kümbetin giriş kapısı kuzey yönündedir. 

















Bürüngüz Camii ; Yakın bir tarihte yapılan Bürüngüz Camii, Kayseri'nin en büyük cami yapılarından biridir. Halk arasında İki Kapılı Camii olarak da adlandırılmaktadır.

1977 yılında Refik Bürüngüz tarafından inşa edilen cami, klasik bir mimariye sahiptir. Yapının üzeri büyük bir kubbeyle örtülmüş olup, mimarisindeki cam işçiliği görülmeye değer detaylar arasında olup, kubbesinin süslemeleri de oldukça dikkat çekicidir. Bu görkemli cami ibadete açıktır.





Kayseri Kapalı Çarşı ; Osmanlılar zamanında şehrin eski surlarının içi tamamen dükkanlarla dolu olduğu gibi, kale kapılarının civarlarında da çok miktarda dükkan bulunmaktaydı. Bu tarihlerde çarşıların kapalı olduğuna dair bir kayıt yoktur. Muhtemelen daha sonradan üstleri tonozlarla kapatılmış olup, "Kapalıçarşı” oluşmuştur.  Kayseri ticari dokusunun merkezi sayılan Kapalıçarşı, oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Eski fotoğraflarda Kapalıçarşı'nın saat kulesine kadar uzandığı, üzerinin tonozla örtülü olduğu ve geniş bir sahaya yayıldığı bilinmektedir.  Kayseri Kapalıçarşı’sı, Osmanlılar döneminde yapılan kapalıçarşılar arasında İstanbul’dakinden sonra en büyük kapalıçarşı olarak sayılır.
             1907 tarihli Ankara Vilayeti Salnamesi’nde Kayseri Kapalı Çarşısı için, "iki binden fazla dükkan ve mağazayı içine alan muntazam kagir bir çarşı" denilmektedir. Tonozların büyük bir kısmı 1935 yılında açılmıştır. Çarşı genelde kuzey-güney ve doğu-batı yönünde ve aynı zanda birbirine dik olarak düzenlenen sokaklardan oluşur.  1844 yılında Urgancılar Çarşısı'na paralel olarak ve Kapalıçarşı'ya ilave olarak Hacı Efendi Çarşısı yaptırılmıştır. Güpgüpzade Hacı Efendi tarafından yaptırılan ve 302 adet dükkandan oluşan Hacı Efendi Çarşısı, 14 Eylül 1870 tarihinde çıkan ve bütün Kapalıçarşı'yı enkaz haline getiren yangından zarar görmemiştir.
1849 yılında Kapalıçarşı'da çıkan büyük bir yangın, çarşının büyük bir kısmının yanmasına sebep olmuştur. Bu yıldan sonra yeni kapalıçarşılar yaptırılarak çarşı hem onarılmış ve hem de genişletilmiştir.1859'da da Kapalıçarşı'ya halk tarafından ilave çarşılar yapıldığı bilinmektedir.1870 senesinin 14 Eylül günü Kayseri Kapalıçarşı'sında büyük bir yangın çıkmıştır. Çarşı o zamanda ahşap olduğundan, yangının tahribi çok fazla olmuş ve neredeyse çarşının tamamı yok olmuştur. Hacı Efendi ve Cıngıllıoğlu çarşıları bu yangında zarar görmemiştir. Daha sonra Kapalıçarşı Maraşlı Osman Paşa'nın gayretiyle, yangından önceki şekline sadık kalınarak, dükkan sahipleri hesabına belediye tarafından taş malzeme kullanılarak 1804 adet dükkandan oluşacak şekilde yeniden yaptırılmıştır.
1935-1936 yıllarında Kapalıçarşı'nın bir kısmının üzeri açılmıştır. 1987-1991 yılları arasında ise Kayseri Kapalıçarşı’sı bütünüyle ele alınarak eski Osmanlı mimarisi tarzında yeniden yaptırılmıştır.

                 Kapalıçarşı'nın Hacı Efendi kapısı üstündeki kitabesinde şu ifadeler yer alır:
"Dünyanın safa süren insanları, güzel kazanan kişileridir. İyi geçinmek alışverişle olur. Allah korkusunu bilmeli, satıp sermaye biriktirmeli. Zevk ve sevinç sahipleri helal kazananlardır. Bir tek cevher isteyen bile bu çarşıya müşteri olarak gelsin. Alemde varlık, ticaret kapısından gelir."
Atatürk Anıtı ; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bundan tam 19 Aralık 1919 tarihinde Kayseri'ye teşrif etmişlerdir. Kayseri'ye yapılan bu ziyaret sıradan bir ziyaret değildir. Dönemin şartlarında bağımsızlık yolunda yakılan bir meşale olduğu gibi günümüze bakan yönüyle de modern dünyanın yakaladığı seviyeyi yakalama hedefidir. Atatürk'ün o gün bıraktığı iz bugün hala vatan sevgisi, girişimcilik, çalışkanlık ve her zaman en iyiye ulaşma gayreti olarak bu kentte yaşamakta ve giderek de büyümektedir. Ülkenin önce düşman işgalinden kurtarılması ardından da her alanda gelişip büyümesi hedefiyle yola çıkan Kuvva-i Milliye hareketi Kayseri'den tam destek görmüştür. Kayserili, ülkesinin düze çıkması için tek yol olarak gördüğü bu davada varını yoğunu seve seve ortaya koymuştur. Gazi Mustafa Kemal'in o çalkantılı dönemde Kayseri'ye gelmesi, ardından da Cumhurbaşkanı olarak müteaddit defalar şehrimizi ziyaret etmesi bu desteğin en anlamlı sonuçlarıdır.



Hunat Hatun Medresesi ; Bir Selçuklu eseri olan Hunat Hatun Medresesi,  Kayseri'nin tarihi izlerinden biridir. Şehrim merkezinde bulunan medrese, esasında bir külliyenin parçasıdır. 

1237 yılında I. Aleaddin Keykubat'ın karısı Mahperi Hunat Hatun tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüzde hediyelik eşya çarşısı olarak hizmet veren medrese, 1929 yılında arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktaydı. 1969 yılından 1998'e kadar ise etnografya müzesi olarak kullanılmıştır. Bugün bir hediyelik eşya çarşısı konumundadır.



Ahi Evran Zaviyesi ; Türkiye'nin ilk esnaf ve sanatkârlar müzesi olan Ahi Evran Müzesi, Kayseri'de bulunmaktadır. Müzede; unutulmaya ve kaybolmaya yüz tutmuş birçok zanaat eşyaları sergilenmektedir. 

Müzenin tam ismi, Ahi Evran Zaviyesi Esnaf ve Sanatkârlar Müzesi'dir. Müze binası, Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilip ziyarete açılmıştır. Müze, haftanın her günü 08:00-17:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilmektedir. Müzedeki eşyalar, çeşitli mesleklere ait araç ve gereçler, aynı zamanda Ahi Evran'ın kullandığı deri terbiye taşı görebileceğiniz eserler arasındadır.
Döner Kümbet ; Halk arasında Döner Kümbet olarak adlandırılan Şah Cihan Hatun Kümbeti, Kayseri-Talas'ta bulunmaktadır. 

1276'da Selçuklu Sultanı I. Alaeaddin Keykubad'ın kızı Şah Cihan Hatun adına yaptırılmıştır. Silindirik bir gövde özelliği taşıyan kümbetin, 12 köşeli gövdesinde bitkisel ve geometrik kabartma süslemeleri vardır. Selçuklu eserlerinin en güzel örneklerinden biri olan Döner Kümbet'in yıl içerisinde yapılan ziyaretçi potansiyeli fazladır. 


Erciyes Dağı ; Kayseri'nin sembolü olan Erciyes Dağı, hafızalara kazınan heybetiyle ve zirvesinden hiç eksik olmayan karıyla dağ turizminin önemli noktalarından biridir. 

Kayseri il merkezine 25 kilometre uzaklıkta olup, zirvesi 3.916 metreye kadar ulaşır. İç Anadolu bölgesinin en yüksek dağı olan Erciyes hakkında coğrafyacı Strabon; zirvesinde karın hiç erimediği ve açık bir günde zirvesine çıkıldığında Akdeniz ve Karadeniz'in görülebildiğini söylemiştir. Fakat dünyanın yuvarlaklığı sebebiyle bu mümkün değildir. Uzaklaştıkça yakınlaşan, yakınlaştıkça uzaklaşan dağ olarak bilinen Erciyes, kış turizminde önemli bir yere sahiptir. Erciyes Kayak Merkezi'nde kış tatilinizi geçirirken, bir yandan da dağ tırmanışları yapabilir ve doğa yürüyüşleri sırasında yeni yerler keşfedebilirsiniz.  
 






Kayseri Kalesi ; Kayseri il merkezinde bulunan Kayseri Kalesi, büyük bir tarihe sahiptir. Hala önemli bir kale olma özelliğini kaybetmeyen Kayseri Kalesi'ne ait ilk bilgiler M.Ö. 238-244 yıllarına dayanmaktadır. 

Bölgede İmparator Gordianus döneminden kalan sikkeler bulunmuştur. Tarihi boyunca birçok medeniyet için önemli olan bu kale; Bizanslılar, Danişmentliler, Selçuklular, Dulkadiroğulları, Karamanoğulları ve Osmanlılar tarafından onarılmıştır. Dış surlarına nazaran iç surlarının büyük bir bölümü günümüze kadar gelmiştir.
   
 
   







Saat 21:50 şimdi dönüş zamanı  :)

Saat 23:00'de İstanbul'daydık. Ve sabah ki gibi kociş geldi aldı bizi. Şimdi yapmamız gereken tek birşey kalmıştı.Hedefimiz Acıbademdi. 15 Mart günü doğan ve bizim onun doğum gününü unuttuğumuzu sanan çok sevgili bir o kadarda minnoş arkadaşımız Burcumuzun doğum gününü saat 00:00 vurmadan kutlamak için yola koyulduk. Saat 23:45 son 15 dakika kala evlerinin zilini çaldık. Alt kapıyı kim o demeden açtılar. Daire kapısı açıldı ve anne babasının şaşkın bakan gözleri ile karşılaştık. Herkese sessiz olun diyip Burcu'nun oda kapısına üstünde kısa pijamaları ile kapıdan çıktı. Gecenin o saatinde bizi gördüğü için çığlıklarla sarıldı. Sanırım 2-3 dakika falan kaldık. Ve geldiğimiz gibi sessizce çıktık evden ve evlerimize gittik. Uzun bir gün olmuştu. Kuş gibiydik.....














Resimler 2012 den kalma ama Burcu aynı Burcu...

Burcucum umarım yeni yaşın güzelliklerle gelir, kalbinden tüm geçenler gerçek olur. Mutlu, huzurlu, sağlıklı, sıhhatlı, sevgi dolu ve tabii ki bizli yaşla giresin. Doğum günün kutlu olsun.  

5 yorum:

ÖRGÜÇANTAM-Hatice yazıcı dedi ki...

Maşallah size güzel gezginlerim benim yaa. bizi de gezdirdiniz sanalda olsa. teşekkürler.

Nilgün Komar dedi ki...

ayyy kuşum ne güzel anlatmışsın bir daha gezdim... ahhh seher ahhh.. o sarma'lar neydi öyle hala tadı damağımda... hele hindi muhteşemdi :)

Nilgün Komar dedi ki...

burcu'm nice mutlu senelerrr....

fistik ve pati dedi ki...

Valla anlatmaya çalıştım. Ben gezerken çok eğlendim ve keyif aldım.Umarım sizde okurken keyif almışsınızdır. Allah sağlık sıhhat verirse daha çok gezeceğiz Nilgüşüm Komarım :))

Nilgün Komar dedi ki...

evet balım gezelim gezelim kısmet oldukça, gezelim görelim yiyelim :)